27 Nisan 2010 Salı

BENİM EDİRNEM

Edirne işi yemek olanların bayılacağı bir şehir.Tarihi ve doğal güzelliklerini sindirip karnınızı doyurmak için masaya oturduğunuzda gerçek bir şölenle karşılaşıyorsunuz.



Ciğer tava zaten Edirne ile bütünleşmiş bir lezzet .Şehre gidenler, sevsinler sevmesinler ,uzun yıllardır bu işleri yapan dükkanların önünde kuyruklar oluşturuyorlar.Çocukların dahi-ki ciğerin her türlüsü çocuklar tarafından pek sevilmez-bayılarak yedikleri bir yiyecek.Biz adını çok duyduğumuz iki mekanda tadına vardık bu meşhur ciğerin.Biri KAZIM USTA,diğeri de NİYAZİ USTA.İyiki ikisini de denemişiz çünkü Niyazi Usta' nın ki nefis ama daha gevrekken,Kazım Usta'nın ciğeri yumuşacıktı.Daha bir arnavut ciğerine yakın ama lokma lokma değil yaprak kesilmişti.Birde AYDIN ciğercisini gördük, özellikle akşam saatlerinde önünde kuyruk oluşan,ancak orada yiyecek halimiz pek kalmamıştı.Her üç mekanda Edirne çarşı içinde...





Akşam nehire karşı yemek yenecek bir başka lokanta HANEDAN :şık,İstanbul'a kıyasla uygun,hemde çok lezzetli .Hemen birinci köprüden geçince sağda.Önünde Tunca nehri.Servis süper,hızlı ve temiz.Pirzolası harika.Kebaplar güzel.Balık yoktu ama mevsiminde yayın bulunuyormuş. Mamzama'nın tadına burada baktık,nefisti.Bundan sonra yemeğe ve tabi içmeye haftasonları buraya gelinecek.



Otel deyince herkes KERVANSARAY'ı önerdi ama biz orada yer bulamadık.İyi ki de bulamamışız. Daha sonra kahve içmeye gittik.Ben açıkçası pek beğenmedim.Otelin genelinde bir özensizlik hissettim. Kaldığımız otel GRAND ALTUNHAN oldukça iyiydi.Tertemizdi ve kahvaltısı da doyurucuydu.Otelin altında rock müzik yapan keyifli de bir bar var.Üstelik ön cephede ki odalar çarşı içindeki büyük caddeye ve çok güzel bir havuza bakıyor.Kendinizi avrupa'da bir şehirde tatildeyim diye kandırabilirsiniz.





Gelelim tatlılara.Osmanlı imparatorluğuna 100 yıl başkentlik yapan Edirne, saray mutfağından nasibini almış.Badem ezmesi zamanında saray için yapılırmış yapılmasına da gelip tadına varan avrupalı, giderken yanında da götürmüş.Aynısını yapamamış ama azıcık formülü ile oynayıp bugün bayıldığımız marzipanı yaratmış.Yine de badem ezmesi doyumsuz.Lokumlarıda çok çeşitli.Bademli kurabiyeler balkan çöreği adıyla satılıyor,nefis.Benzerleri Kavala kurabiyesi adıyla Yunanistan' da da çok seviliyor.Bildiğimiz acıbadem kurabiyesini fıstıklıda yapmışlar.Badem ezmesini kakao ile de yoğurmuşlar.Hatta çikolataya batırmışlar.Çikolata deyince değişik kuru meyveleri çikolataya da batırmışlar.Fındık, fıstık,portakal kabuğu,hatta hurma bile var.Birde Deva-i misk var ki azı karar çoğu zarar.Başta zencefil olmak üzere değişik baharatlarla yoğurulmuş sert bir macun.Peynir tatlısınıda neredeyse tüm şekercilerde bulabilirsiniz.Ben badem ezmesi ve çikolatalılarımı KEÇECİZADE 'den,badem kurabiyelerimi ARSLANZADE'den,EZMECİOĞULLARI'ndan da fıstıklı ve az şekerli kurabiyeler aldım.Alışveriş yapmadan önce mutlaka gezip ürünlerin tadına bakın,hangi lezzet size hitap ediyorsa oradan alın.





Eski osmanlı sarayının restore edilen bölümü mutfakmış.Görüntü heyecan verici.Bitirdiklerinde nasıl değerlendireceklerini merak ediyorum.



Benim Edirnem bu kadar .Bir haftasonu mutlaka gidin derim...biz yeniden ,hemde en kısa zamanda gitmeye karar verdik.

Hiç yorum yok: